• Kocaeli19 °C
  • İstanbul18 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ölümden döndükten sonra ilk yazı!
12 Ocak 2012 Perşembe 17:34

Ölümden döndükten sonra ilk yazı!

Geçirdiği kalp kirizi sonrası iki kalp damarı değişen ve günlerdir yoğun bakımda kalan gazeteci Hakan Avcı'nın iyileştikten sonra ilk yazısı....

ÖLÜM: SEVGİLİYE

KAVUŞMA GÜNÜ!


Hazreti Mevlana hayatını üç önemli sözle özetler:

Buyurur ki:

"Hamdım, piştim, yandım"

Hazreti Mevlana ölümle ilgili de:

Şeb-i Aruz, yani "ölüm günüm, doğum günümdür" yorumu getirir.

Ölüm Hazreti Mevlana'ya göre ayrılmak değil kavuşmak anlamı taşır.

Elbette bu büyük Allah dostu ölümle birlikte Allah'a (C.C) kavuşmayı anlatır.

Bizim gibi bir ayağı Şam'da, bir ayağı Halep'te olanlar için ölüm yüreğe saplanan en büyük korkudur.

Şu fani dünyada kimseye kalmayacak.

Hepimiz geldik gideceğiz.

Bu kaçınılmaz sondur.

Bu gerçekle birlikte yaşamak zorundayız. Yani , "Hemen ölecekmiş gibi ahiret için, hiç ölmeyecek gibi dünya için çalış" hadis-i şerif'inde olduğu gibi dengeyi tutturmak zorundayız.

2011 yılının herhangi bir Pazar sabahında yüreğimin üzerinde büyük bir sıkıntı ile uyandım.

Boğuluyordum.

Evdekilere çaktırmamak için tepemden, ayak parmaklarıma kadar ulaşan soğuk terlerimi saklamaya çalıştım.

Kahvaltı sofrası gözümde büyüdükçe büyüdü!

Sonra ev ahalisinden uzak bir köşede kendimi toparlamak için çaba harcadım.

Nefesim bir geldi, iki gitti!

Terim sıcaktan, soğuğa, soğuktan sıcağa doğru döndü durdu!

Ercan Kurt kardeşimin "aşağıdayım" telefonu ile evin kapısına yöneldim.

Kapının önünde, eşim montumu tutarken, sırtımın orta yerine yediğim bir yumrukla yere kapaklandım. Kalbim kafese kapatılmış kuş misali imam tahtasından neredeyse dışarıya fırlayacak!

Nefes derseniz hepten kesildi!

Ağzımı oynatıp havayı içime çekmeye çalışırken ciğerlerimin büyüdüğünü, patlayacak gibi olduğunu hissettim.

Bir ara tüm bedenimle olan ilişkimin kesildiği hissine kapıldım, sonra eşimin ve oğlumun çığlığı, iki kızımın ağlama sesleri ile yeniden toparlanmaya çalıştım.

İnsanoğlu bu, aklına hiç ölümü getirmeden sanki dünyaya kazık çakmış gibi yaşamaya alışmış ya! Hiç bitmeyecek sandığımız dünya nimetlerinin içerisinde 'az veya çok) hayatın tadını çıkartmak için yarışır dururuz.

Hâlbuki her şey O'nun, Allah'ın değil midir?

Sonuç olarak Ercan Kurt kardeşimiz jet hızı ile kullandığı aracı ile bizi hastaneye adeta ışınladı.

Ben o yolda tek bir şey düşündüm!

Hayatta en büyük korkularımdan birisi imansız gitmektir. Yani son nefesimizde İmanı Kamil ile göçmeyi nasip etmesi için Allah'a dua ederim. O hastane yolunda dilimde sürekli Kelime-i Şahadet hastaneye ulaştım.

Sonra beni takip eden, seven birçok dostumun arkadaşımın da yakından takip ettiği o süreç başladı.

İlk müdahale, Anjiyo, By Pass ameliyatı!

Allah'a şükürler olsun sağlığıma yeniden kavuşuyorum.

Biliyorum ki birçok insan bu süreçte duaları ile hep yanımda oldu.

Aradılar, sordular, aileme moral verdiler.

Hepsinden Allah razı olsun.

(Arayıp sormayandan da!)

Allah (C.C) insanın en büyük serveti olan sağlıklarından onları mahrum ve mahsun bırakmasın.

10 Ocak Gazeteciler Günü ile ilgili yazımda kısmen ifade ettim.

Dedim ki, Bu yaşadıklarım benim için bir derstir.  Demokrat Gazetesi Sahibi benim de bir dönem öğrencim olan Murat Dağdeviren kardeşim hastaneye ilk ulaştığım andan kısa bir süre sonra yanımda oldu.

Dedi ki, " Abi bu Rabbimin sevdiği kullarına attığı şefkat tokadı. Vurur düşürür, uyarır, sonra elinden tutar kaldırır."

Bu sözler tedavim boyunca en büyük moral kaynadığım oldu.

Ve…

Hayatımın en büyük anlamını ifade eden büyüklerimden gelen telefonlar.

Evet;

Maneviyatın büyükleri diyorlar ki;

Şefkat tokadı; sevenin, sevdiğine, sevgi eksenli, onu doğru yola getirme maksadıyla, kulağını çekme, azarlama manasına gelen tatlı bir ikazdır

Allah Dostlarının (maneviyat büyüklerinin) kendilerine göre tarzı ve tavrı vardır.

Şefkat tokadı, herkesin, tokadını yediği zatın nezdindeki yerine göre cereyan eder ve şekil alır

Bu konuda çok derine girmek istemiyorum.

Herkes kendi yaşamından sorumludur ve bunun hesabını verecektir.

Elbette hepimizin topluma karşı da sorumlulukları vardır.

Mesele yaşamı dengeleme iyi ile kötü arasında ayrım yapabilmektir.

Bu konuda etrafımız çok sayıda ışıkla çevrilmiştir.

Yüreğinin sesini dinleyenler mutlaka o ışığı yakalayacaktır.

Elbette bu da nasip kısmet meselesidir.

Sonuç olarak;

Hastalığım boyunca duaları ile moralleri ile sevgileri ile benim ve ailemin yanında olan herkese, aile fertlerime, eşime çocuklarıma, çalışma arkadaşlarıma,  hiç bir ayrım yapmadan teşekkürlerimi sunuyorum.

İyi ki varsınız.

İyi ki sizleri tanımışım.

Allah hepinize sağlık, sıhhat ve afiyet versin.

Allah hepimize son nefesinizde imanı Kamil ile göçmeyi nasip etsin.

.

 Hakan AVCI

Çayırova Gazetesi

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
  • Yemekten 93 kişi zehirlendi!
  • Gebze’yi temsil edecek proje
  • İşçilerin parası artiz şampanyasına
  • İşte Büyükşehir olacak 13 kent!
  • Gebzeli gençleri Nurullah coşturdu
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Demokrat Gebze | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 646 70 70 (Pbx) | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA